Türk-İslam coğrafyası olarak yaşadığımız bu topraklarda çok zengin bir kültür ve medeniyete sahip olduğumuz net bir şekilde bilinmektedir. Bu gün ülkemizin her köşesinde her dönemin bir mimari eserini görmek mümkün. Tabi ki bunu söylerken sadece milli duygularla söylemiyoruz. Etrafımızda bunların örneklerini çokça görüyor ve ziyaret ediyoruz. Geçmişten günümüze kadar geldiğimizde mimari eserlerden tutun bir çok sanat ve zanaat alanında çok zengin bir kültüre hala ev sahipliği yapıyoruz. Yeryüzündeki bir çok devletle kıyas yaptığımızda tarihi çok büyük zenginliklerle dopdolu olan tek ülkeyiz diyebiliriz. Peki şuan bunların ne kadarını tanıyor veya ne kadarına sahiplik yapıyoruz. Bu konuları detaylı olarak inceleyelim.
Sanat Nedir ve Toplumdaki Karşılığı Nasıl Görülmektedir
Sanat; İnsanların duygu ve düşüncelerini belirli bir emek sonrasında soyut veya somut olarak ifade etmesidir. Mağaraya çizilen resimlerle belirli duygular anlatılmaya çalışılmış ve o günden bu yana sanatın toplumda var olduğunu görüyoruz. Neredeyse insanlık tarihi ile sanatın başlangıç tarihi aynıdır. Bir işe özen göstermek ve onu en iyi şekilde yapma gayreti olunca çoğu zaman zanaat olarak görülen bir iş sanat haline dönüşebilmektedir.
Toplumda bu şekilde işlerine özen gösteren insan sayısı da az olunca hali ile sanat da belirli kişi tarafından icra edilmektedir. Örneğin bir yazı yazmak belli zaman sonra yazı sanatına dönüşmüş ve normal yazı yazan ile sanat şeklinde yazı yazanlar birbirinden ayrılmıştır. Hal böyle olunca ortaya Hat sanatı diye bir sanat çıkmıştır. Sanmayalım ki; Hat sanatı sadece bizden ibarettir. Her milletin ve kültüründe hat sanatı vardır. Örneğin Latin harfleriyle veya Çin alfabesiyle de hat sanatı icra edilmektedir.
İnsanlar ihtiyaçlarını karşılarken kendilerine görsel olarak bir zevk almak veya baktıkça haz alabilmek için bu ihtiyacını sanat ile karşılamışlardır. Mesela mimariye baktığımızda varlık sahibi bir insan ev inşa ederken sanatsal görselliğe de başvurmuş ve mimari sanat eseri olacak şekilde evini inşa etmiştir. Osmanlı padişahlarına baktığımızda bir cami inşa ederken Mimari olarak en güzel şekilde ve iç süslemelerine de ayrı önem vermişlerdir. Kısaca bir çok sanat dalında sanatçıların emeği ile ortaya çıkan muhteşem eserler asırlardır hayranlıkla ziyaret edilmektedir.
Sanat sadece toplumda maddi varlık sahibi insanların ilgilendiği bir alan değildir. Biraz geçmişimize baktığımızda herkes kendi maddi gücüne göre sanat eserlerinden faydalanmıştır. Bir köyde bile bir konağın mimarisi dikkatimizi çekmiştir. Mimariden örnek vermek konuyu daha iyi anlamamız içindir.
Türk-İslam Sanatlarına Geçmişten Günümüze Kısaca Bakış
Türkler İslamiyet'i kabul edince haliyle kendi sanat ve kültürlerini İslam ile uyumlu hale getirmeye başladılar. Unutulmamalıdır ki her toplumun kendine has medeniyeti ve bir kültürü vardır. İslam coğrafyasında da çok farklı milletlerin bir noktada buluşması aynı zamanda sanatın ve medeniyetinde zenginleşmesine sebep olmuştur. Örneğin Hristiyan kültüründe ibadethaneleri Hz. İsa tasvirleriyle süsleme kültürü varken İslam aleminde ise en güzel hat sanatı ile süslemek vardır. Bu sadece küçük bir örnekti, konuyu anlamamız için. Çünkü her konuda milletlerin birbirinden farkı çoktur.
Selçuklu devletinden Osmanlı devletine baktığımızda devletin hususi olarak sanatlarına sahip çıkması ve zaman içinde gelişimine destek verdiğini ortaya koydukları eserlerde apaçık görmekteyiz. Selçuklu dönemine ait eserlere baktığımızda hem mimarinin en güzel örnekleri ve bununla beraber hat sanatının en güzel hallerini ve tezhip konusunda tasarımların çok zengin ve çok zarif bir şekilde işlendiğini görüyoruz. Osmanlı devletine baktığımızda inşa edilen büyük camilerde dönemin en iyi sanatçılarının emeklerini görmek mümkündür.
Günümüze geldiğimizde ise bu şekilde sanatın direkt olarak gelişmesi ve ilerlemesi için eski çabayı göremiyoruz. Örneğin Osmanlıda bazı padişahlar hat dersi alırken günümüzde devlet kademelerinde böyle örneklere rastlamak neredeyse imkansız. Diyebilirsiniz ki refah düzeyi olmadığı için insanlar sanatla ilgilenmiyorlar. Bu konuda haklı olabilirsiniz. Ama bunun da örnekleri var Osmanlı son devrinde hat sanatı zirveye ulaşmıştır. Cephelerde çok zorlu şartlarla mücadele döneminde bile insanlar kendi sanatına sahip çıkmıştır.
Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden sonra Türk-İslam sanatlarımıza sahip çıkma çabası uzun bir dönem sadece bu sanatları icra edenler tarafından yaşatılmaya çalışılmıştır. Bir bakımdan reddi mirasa meraklı olmamız bizim bu denli mükemmel sanatlarımızı göz ardı etmemize sebep olmuştur. Neredeyse yüz yıllık bu mücadeleden sonra geldiğimiz bu nokta ise hala fedakarlığı istemektedir. Bu gün baktığımızda kamu ve özel kuruluşlar Türk-İslam sanatlarının ülkenin her yerine tanıtımı konusunda çok zayıf kalmaktalar. Toplumun bu sanatları bilmesi gerekirken insanların unutmasına karşılık, toplumu suçlama hakkımız yoktur. Öncelikle toplumumuza tekrar tanıtmalı ve her ilde ilçede etkinlikler yaparak canlandırmamız gerekir. Tabi ki bunlarda uzun bir zaman isteyecektir. Bizde Paye Sanat olarak aslında bu vizyon ile yola çıktık.
Türk İslam Sanatlarının Toplumdaki Etkisi
Peygamberimize Kur'an-ı Kerim'in vahyolunması ile başlayan İslam dinimizde ilme çok büyük önem verilmiştir. Kur'an-ı Kerim gölgesinde gelişen Türk-İslam sanatları tasavvufi terbiye içinde gelişmiştir. Tarihin her döneminde hep bir gayret ile gelişen bu sanatlar hem sanatın gelişmesi hem de onu icra edenlerin ahlaki yönde kendilerini geliştirmesine sebep olmuştur. Hat, Tezhip, Ebru, Çini, Cilt vs. gibi sanatlar hem ibadethanelerimizi en güzel şekilde süslemiştir hem de evlerimizde duvarlara asılı olan levhalar ve kütüphanemizde en güzel şekilde hazırlanan kitaplar... Sanatla her noktada iç içe yaşadığımızı geçmişten günümüze baktığımızda görüyoruz.
Bunları bir kaç örnek ile daha açık şekilde ifade edebiliriz. Peygamberimize olan özlem ve hasreti bir nebze hissedebilmek onu yaşayabilmek ve hatırlamak için evlerin baş köşesine Hilye-i Şerifeler asılmıştır. Hilye Hz. Ali kv. peygamberimizin fiziksel özelliklerini anlattığı metindir. Osmanlıdan günümüze kadar her dönemde bütün hattatlar tarafından yazılmış ve evlere asılmıştır. Bir evde asılı olan Edep Ya Hu levhasını gören kişi o hanede edebe dikkat edildiğini anlayıp ona göre davranışlarına dikkat etmiştir. Yangınlardan ve afetlerden korunmak amaçlı evlere Ya Hafız cc esması asılmıştır. Sıkıntılar karşısında dünyanın fani olduğunu hatırlamak için Bu da Geçer Ya Hu yazıları asılmış ve bunun gibi nice düşüncelerle insanlar sanatla iç içe yaşamıştır.
İlerleyen zamanlarda sizlere bu konuları hem Paye Sanat Youtube kanalında videolu olarak anlatacağız hem de yazılı olarak blog yazılarımızdan takip edebilirsiniz. Bu yazıyı sabırla okuduğunuz için çok teşekkür ederiz. Faydalı bulduysanız paylaşarak başka insanlarında istifade etmesini sağlayabilirsiniz. Ayrıca diğer yazılarımıza da bakabilirsiniz.
PAYE SANAT
MALATYA 2021