Renklerin Su Üstündeki Ahenkli Dansı (Ebru)
Bir deyim vardır Türkçemizde “Su üstüne yazı yazılmaz” diye. Peki suya resim yapılır mı? Su üstünde sanat yapılır mı?
Ebru sanatından bahsediyorum. Neredeyse yok olup unutulmaya yüz tutmuş iken başta Necmeddin Okyay, Mustafa Düzgünman, Süheyl Ünver gibi kıymetli hocaların emeğiyle tekrar gelişmeye başlayan ebru sanatından. Öyle ki artık ebru desenlerini pek çok yerde görebiliyoruz. Tablolarda, kumaşlarda, bir hat yazısının kenar bordöründe vs. aklınıza gelebilecek birçok yerde ebru desenleri kullanılıyor. Peki ebru nedir? Nasıl Yapılır?
Ebru Nedir?
Kısaca ebru, bir kâğıt bezeme sanatıdır. Kıvamı arttırılmış su yüzeyine, at kılı ve gül dalından yapılan fırçalar kullanılarak, suda erimeyen sığır ödü ile ayarlanmış özel boyaların su yüzeyine serpilerek kâğıda alınması işlemidir. Ebru sanatı ilk olarak Asya’da yapılmaya başlanmış, Anadolu ve İran’da devam ettirilerek Avrupa’ya kadar ulaşmıştır. Günümüzde ebru, pek çok ülkede Türk kâğıdı veya Türk mermer kâğıdı adıyla bilinmektedir.
Özbekler Dergahı Şeyhi Hezarfen Edhem Efendi’ye
ait battal ebru (19. yy)
Ebru, köken olarak Farsça “ebri” kelimesinden gelmiştir. Şemsettin Sami Bey ebruyu “Bulut renginde, hare gibi dalgalı veya damarlı kumaş, kâğıt vs. Cüz ve defter kabı yapmak için kullanılan renkli kağıt”[1]şeklinde tanımlamıştır.
Osmanlı döneminde ebru sanatı, daha çok kâğıt süsleme ve ciltleme alanında kullanılmıştır. Bunun yanı sıra Kur’an-ı Kerim ve özel bazı kitapların iç ve dış sayfaları da ebru sanatı ile süslenmiştir. Hattatlar yazılarını süslemek için kenar pervazlara yine ebrulu kâğıtlar kullanmışlardır.
Şeyh Hamdullah Efendi’ye ait bir hat çalışması
Ebru Nasıl Yapılır?
Günümüzde sinai ve yapay malzeme kullananlar olsa da ebru sanatının özü tamamen doğal malzeme kullanılmasıdır. Topraktan elde edilen boyalar sığır ödü ile ayarlanır, fırçalar at kılının gül dalına bağlanmasıyla hazırlanır. Kullanılacak suyun denizkadayıfı, kitre, kıvam arttırıcı gibi ürünlerle kıvamının yoğunlaşması sağlanır. Bununla beraber ebruda kullanılacak kâğıdın da sinai olmaması büyük önem taşır. Kâğıtların asitsiz ve sert sularla işlenmemiş olması gerekir. Ayrıca ortam ısısı ve nem oranı da yapılan ebrunun kalitesini arttırır ve çok daha iyi bir sonuç alınmasında büyük rol oynar.
Ayasofya Camii hatiblerinden Hatib Mehmet Efendi’nin
kır çiçekleri ebrusu
“ Ebru teknesi hakikat perdesinin suya aksidir” der Ömer Faruk Dere. “Ebrucu, boya serpmek için eline aldığı fırçayı diğer elinin içine kalp hizasında birleştirerek vurur. Boyaları adeta gönlünden döker. Fırça yukarıdan aşağıya, semadan tekne yüzeyine tecelli damlaları serperken, bu esnada ebrucu da gönlünden gelen muhabbeti damlanın içine koyarak zuhuratı tezyin eder.”[2]
Ebruda Kullanılan Form ve Desenler
Ebru sanatının tarihsel gelişimine bakıldığında geçmişten bugüne geleneksele bağlı kalınmakla beraber bazı form değişikliğine gidildiğini görebiliriz. Zira 20. Yüzyıla kadar ebru daha çok kitap ve yazı süslemelerinde kullanılırken çiçek formlarının geliştirilmesi ile ebru çalışmaları duvarları süsler hale getirilmiştir. Çiçek formunun kullanılması çok eskiye dayanmasına rağmen daha çok kır çiçeği tarzında olmuştur.
Necmeddin Okyay’a ait sümbül ebrusu
Necmeddin Okyay, çiçekleri yarı üsluplaştırarak resmetmiş ve ebru sanatına yeni bir boyut kazandırmıştır. Okyay, eski çiçek formlarını ıslah ederek lale, karanfil, sümbül, hercai menekşe, sümbül, gelincik, kasımpatı gibi çiçek türlerini ebruya uyarlamıştır. Mustafa Düzgünman, hocasının yolundan ilerleyerek çiçekli ebruları daha da geliştirmiştir ve diğer çiçeklere papatyayı da eklemiştir.
Mustafa Düzgünman’ın papatya ebrusu
Ebru sanatında kullanılan diğer formlar;
Battal ebru
Şal ebrusu
Gelgit ebru
Taraklı ebru
Bülbül yuvası ebru
Kumlu-kılçıklı ebru
Hatip ebrusu
Akkase ebru
Çiçek ebruları (lale, karanfil, sümbül, menekşe, gül vs)
Hafif ebru
Dalgalı ebru
Kaplangözü ebru
Bunlarla beraber birçok form ve desen ebru sanatında kullanılıyor.
Alparslan Babaoğlu’na ait “Başarı Allaht’tandır” yazılı akkase ebru
Ebru sanatı adeta bir derya gibidir. O deryaya giren kişi kendini ruhuyla baş başa bulur. Tekneye düşen her bir damla ebrucunun yüreğinden akıp gelir. Damlaların su yüzeyinde dağılmasını izlemek, insana bambaşka ufuklar açar.
“Nazar kıldık kainata baktım mutlak ebruya,
Vech-i yari ayan gördüm salat ettim bu Ru’ya,
Kenz-i mahfi tezahürü aşk-ı Hüda nümayan
Ebru görüp Allah dedim irdim kalbi duyguya”[3]
Feride Yiğit
2021
Malatya
[1] Şemsettin Sami Bey, Kamus-i Türki
[2] Ömer Faruk Dere, Devlet-i Aliyyeden Günümüze Ebru Sanatı
[3] Mustafa Düzgünman, Ebruname